18 Aralık 2008 Perşembe

Kulübedeki Dev

Yeşil sahalarda efsaneleşen yıldızların kulübede aynı başarıyı gösteremediklerini defalarca yaşadıktan sonra Maradona’nın teknik adamlığı için de aynı kuşkular dile getiriliyor. Ama biri bu tabuyu yıkacaksa o da hiç kuşkusuz futbolun efendisi Maradona’dır ve bu yüzden de futbolseverlerin ulusal takımı Arjantin.
Diego Armando Maradona Arjantin Milli Takımını çalıştıracak artık. Çoğuna göre dünyanın gelmiş geçmiş en unutulmaz futbolcusu Maradona… Hem de futbolun bu kadar sevilmesine öncülük edecek kadar.
O olmasaydı, belki de futbol bu kadar sevilmeyecekti. Ondan sonra hep veliahtları çıktı yeşil sahalara. Hep karşılaştırıldığı Pele’ye birçoklarının gözünde böyle bir fark attı o. Onun gibi, aynısı, veliahdı… Bunları kimbilir kaç kez okuduk. Bu veliahtların sonraki süreçlerine bakınca futbol âlimlerinin ortak kanaati onun gibisinin gelmediği yönünde. Onun gibisinin gelip gelmediği ile ilgili tartışmalarda yeni kuşak için tek çıkar yol, futbol ulemalarına inanmak. Ona sorsanız ondan daha iyi bir isim vardı: Alfredo Di Stefano. Bunun adı mütevazılık tabii. Maradona öylesine büyük bir efsane ki onu yazmak bile aptallık, onu anlatabilmek için koca bir ormanı kurutmalısınız belki de. Güney Amerika’nın Che ile birlikte simgesi olmayı başaran birinden söz ediyoruz. Yirmili yaşların henüz başındaki futbolseverler için büyük bir kayıp onu izleyememek. Bugün Maradona’yı izleyememiş bir kuşak var inanılması güç olsa da. Maradona’nın 90 dakikasını izleyememiş, 94 Dünya Kupası’nda Yunanistan’a attığı golden sonra kameralara koşuşundan başka bir hatırası olmayan bir kuşak. Bu neslin karşısına teknik direktör olarak çıkacak Maradona’nın en büyük sorunu bu belki de. İsmi o kadar büyük ki teknik adamlığının o mertebeye ulaşması kimilerine göre imkânsız. Akıllarda ölümsüzleşen futbol sihirbazının teknik adamlığı da merakla bekleniyor bu yüzden.
Maradona futbolu bırakalı uzun yıllar oldu, onun gibisi gelmedi ve arayış her daim devam etti. Bu umut bir kenarda beklerken efsane yeniden sahalara inmeye hazırlanıyor ülkesinde. Onu Boca tribünlerinde formasını sallarken görmeye alıştığımız kareler yerini kulübede maça müdahale eden, eli ağzında bir teknik direktöre bırakacak. Futbolseverlerin ömrünün her döneminde deli dolu yaşamış Maradona’ya yakıştıramayacağı bir resim aslında bu.
Arjantin Milli Takımı’nın aldığı kötü sonuçlar nedeniyle uzun süredir eleştirilen teknik direktörü Alifo Basile, Şili karşısında alınan 1-0’lık mağlubiyete dayanamayıp istifasını verince kamuoyundaki yeni teknik adamlar listesine bir anda Maradona da ekleniverdi. 1994 yılında Mandiyu de Corientes, 1995 yılında Racing Club de Avellaneda gibi Arjantin İkinci Ligi’nde iki takım çalıştırma tecrübesine sahip Maradona bu koltuk için küçük kalır mı endişesi baş göstermeden, Maradona’nın yeniden dönüşü heyecan yarattı futbol dünyasında. Her futbolseverin efsanesi Maradona, ismiyle koltuğa kurulurken, başarılı olup olmayacağı konusu hep ikinci planda kaldı. Dünya futbolunda Maradona gibi futbolu bırakıp sonrasında teknik direktörlük yapmış ve isimleri kadar başarılı olamamış yığınla örnek varken Maradona hayranlarının bu tedirginliği boşuna değil. Ronald Koeman, Frank Rijkaard, Gheorge Hagi, Lothar Matthaus, Ruud Gullit, Dunga, Marco Van Basten, Arthur Zico, Mario Kempes ve Dino Zoff gibi olağanüstü yeteneklerin saha dışında aynı beceriyi gösteremediklerini de hesaba katarsak Maradona imajı belki de zedelenebilir. Ama biri bu tabuyu yıkacaksa o da futbolun efendisi Maradona’dır ve bu yüzden artık futbolseverlerin milli takımı Arjantin.

Maradona’nın futbol oynadığı dönemlerde oynadığı her takımda antrenör kadar söz sahibi olduğunu ve saha içerisinde takımı yönlendirdiğini, bu yüzden başarılı olacağını düşünenler hiç de az değil. Fakat futbolu bıraktıktan hemen sonra çalıştırdığı iki takımda aldığı sonuçların pek iç açıcı olduğunu da söyleyemeyiz. Üstelik aradan 13 sene geçmiş ve hiçbir takım çalıştırmamış Maradona. Başarısız olacağı yönündeki eleştirilere ilk cevap Arjantin Futbol Federasyonu Başkanı Julio Grondona’dan geldi. Maradona’nın başarılı olacağına inancının tam olduğunu söyleyen Grondona, Maradona’nın teknik kabiliyetini çalıştırıcılığa da yansıtacağını belirtiyor. Maradona’nın teknik direktörlüğü ile ilgili en çarpıcı yorum ise yıllardır karşılaştırıldığı Pele’den geliyor. “Büyük yıldızlar, büyük oyuncular, genellikle mükemmel teknik adamlar olamazlar. Bazen de bir futbolcu iyi bir kariyere sahip değildir ama mükemmel bir teknik adam olur" diyen Pele, 1986 yılında Arjantin’e Dünya Kupası’nı kazandıran Bilardo’nun Maradona’nın yardımcısı olmasını da doğru buluyor. Maradona göreve geldiğinde hırçın karakterini daha ilk günden ortaya koymuş, çalışacağı isimleri kendisinin belirleyeceğini açıklamıştı. Federasyonla bu ilk çatışmasında şimdilik sular durulmuş ama göreve geldiği ilk günlerde tek söz sahibinin kendisi olacağının da ipuçlarını vermişti Maradona. Futbol hayatını tamamladıktan sonra uyuşturucu ve obezite ile başı yeterince derde girmiş Maradona’nın teknik direktörlüğünün ilk haftası da sorunlu geçmiş ama olay daha fazla büyütülmemişti. Maradona, Arjantin ile ilk sınavına bir hazırlık maçıyla başladı. Tam 150 ülkede canlı yayınlandı bu hazırlık maçı. Saha içinde yaşananlardan ziyade kameraların Maradona’ya ve kulübedeki tavırlarına odaklanması da oldukça anlamlı aslında. Futbol hayatında çok çektirdiği Britanya Adası’nın İskoç tarafında sınav veren Maradona için İskoçlar “Thanks for 86” pankartı açmayı da ihmal etmediler. Arjantin Milli Takımı’nın başında çıktığı ilk karşılaşmada 1-0’lık galibiyet elde eden Maradona gözünü Mart ayına çevirmiş durumda. Maradona’nın asıl hedefi tabii ki Dünya Kupası Grup Elemeleri. Mart ayında karşılaşacakları Venezüella karşılaşması hedefinin ilk basamağını oluşturuyor.. İskoçya maçında görülen o ki Maradona’yı en çok zorlayacak konuların başında kadro seçimi geliyor. Aguero, Riquelme, Messi, Cambiasso gibi yıldızlar olmadan çıktığı İskoçya maçında bu oyunculara nasıl bir yer açacağı ya da kimleri tercih edeceği de merak konusu.

Maradona’nın teknik direktörlüğünün akıbeti ne olacak sorusuna gelince tahmin yapmaktan öteye geçemeyeceğiz elbette. Ancak onun teknik direktörlük görevine getirilmiş olması her şeyden önce duyguların mantığın önüne dev bir set çekeceğini şimdiden söyleyebiliriz.

Hiç yorum yok: